GENÇ BÜROKRAT MANŞET HABERLER

SİYASET GÜNDEMİ
TÜRKİYE
ATAMA & TAYİNLER
DUYURULAR
BÜROKRAT HABERLERİ
RÖPORTAJ

“Eskişehir’i marka şehir yapabiliriz”

Dergimizin bu sayısında, havasının soğukluğu, insanın sıcaklığı ile tanınan, bir kez gidince bir daha geri dönmek istemediğiniz, binlerce öğrenciyi kucaklamış bir şehrin milletvekiline, Emine Nur Günay’a konuk olduk ve hem onu hem de Eskişehir’i tanıdık. İşte bizi Eskişehir insanının o içten gülümsemesiyle ağırlayan, başarılarla dolu bir hayatı olan Günay ile yaptığımız o söyleşi;
Bu haber 2017-08-25 11:44:41 eklenmiş ve 274 kez görüntülenmiştir.

-Öncelikle sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

 

Eskişehir doğumluyum ve üniversiteye kadar da Eskişehir de yaşadım. Üniversitede Boğaziçi üniversitesi ekonomi bölümünü kazandım. Böylelikle İstanbul’a yerleştim, sonrasında da hayat koşulları orada yaşamaya devam etmeme neden oldu. Bu arada üniversiteyi bitirdim, ekonomi üzerine mastır yaptım. Amerika’da Vanderbilt Üniversitesi’nden ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora çalışmalarımı yaptım. 1995 yılında Boğaziçi üniversitesine öğretim üyesi olarak geri döndüm. 2015 yılına kadar Boğaziçi üniversitesinde tam zamanlı öğretim üyesi olarak çalıştım. Yani kısaca akademik kariyerimi Boğaziçi üniversitesinde yaptım. Yardımcı Doçentlikten başladım Profesörlüğe kadar orada devam ettim.

 

2014 yılında Sayın Ahmet Davutoğlu’nun takdiriyle ekonomi baş danışmanı olarak göreve başladım ancak bu sırada hala üniversitede kadrom devam ediyordu. Sonrasında 7 Haziran seçimleri için aday oldum o dönemde siyasete adım atmış oldum. Böylece akademisyenliği bir süreliğine bırakmış oldum.

 

-Bir süreliğine dediniz. Hala iletişiminiz devam ediyor mu?

 

Evet, devam ediyor. 2011 yılında üniversitede inovasyon ve rekabet odaklı kalkınma çalışmaları merkezini kurduk. O merkezde yapılan çalışmaları şimdi arkadaşlarım çok başarılı bir şekilde devam ettiriyorlar. Buranın kurucu müdürüyüm ve orda da projeleri hala takip ediyorum. Eskişehir’le ilgili veya Türkiye’yle ilgili uygulanabilecek projelere devam edeceğiz. Akademisyenlik hayatın bir parçası. Hiç bir zaman bitmiyor. Benim için en önemlisi orada elde ettiğim denenim, deneyim ve donanımı, bilgi birikimini şu anda siyasette kullanıyor olmam.

 

-Peki, şu anda neler yapıyorsunuz?

 

Eskişehir’de başlattığım projeler var. Şimdi onları takip ediyorum. Çok güzel sonuçlar almaya başladık. Bütün hedefim şuan da şehrimi güzelleştirmek. Tabi daha sonra bu etki zincirleme olacak. Şehir güzelleştikçe bu ülkeye de yansıyacak. Bayrağı aldığım noktadan bir iki adım bile olsa ileriye götürüp bırakabilirsem yeni gelenlere devredebilirsem ne mutlu bana.

 

Kırsal kalkınma benim için çok önemli Eskişehir’de kırsal kalkınmaya yönelik bir proje başlattık çünkü ilçelerimizin yapısı çok farklı, diğer iller gibi değil. İlçelerden merkeze göç var ve bunu engellemek için çabalıyorum. Eskişehir ilçeleri potansiyeli olan ilçeler. O yüzden Eskişehir İlçeleri Yenilikçi Atılım Platformunu oluşturduk ve o çerçeve de çok güzel çalışmalarımız başladı. Mottomuz “Her ilçeden bir marka”. Bazı ilçelerde kırsal kalkınmaya ağırlık verdik. Şehir merkezinde de öyle. Benim alanım zaten inovasyon, ARGE ve bilgi odaklı ekonomi olduğu için ve bu çerçeve de ki kalkınma modelleri üzerinde çalışıyorum. Eskişehir’in de böyle bir alt yapısı var. Sanayi, hatta yüksek teknoloji sanayisinin alt yapısı var, bende bu alanda elimden gelen desteği veriyorum.

 

Diğer tarafta dezavantajlı gruplar dediğimiz kadınlar, gençler, engeliler bu grupların toplumla entegre olmasına, ekonomik, sosyal, kültürel dezavantajlarının giderilmesine yönelik projelerim var. Eskişehir sosyal gelişim platformu ESOGEP i oluşturduk. Onun altında iki merkez ilçede iki yapılanma var. Biri Odun Pazarı Dernekler Platformu olarak faaliyetlerine devam ediyor, diğeri de Tepebaşı Akademi dediğimiz bizim Tepebaşı Eğitim Kültür Akademi Derneğimiz… Onlarla da programları, kurslar ve istihdama yönelik eğitimler veriyoruz. Böylece hem Eskişehir’de Eskişehir’e bir katma değer üretecek projelere imza atacağız hem de dezavantajlı grupları kazanacağız. Bu en büyük hedefimdi, çok şükür başladı… Bunlar da pilot proje olarak kabul edildi. Çok yakında ülkenin diğer şehirlerinde, bölgelerinde de uygulanacak.

 

Bu oluşumların yanı sıra bir de mevsimlik tarım işçileri sorunu var. Bu konuya gerçekten Çalışma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız çok önem veriyorlar. O konuda da bir proje başlattık. O zaman Çalışma Bakanımız Süleyman Soyluydu. Kendisinin verdiği destekle Alpu pilot proje oldu. Şimdi diğer illerde orada ki ve burada ki deneyim ile burada yaşayan mevsimlik tarım işçilerinin hayatlarını, çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik neler yapılabilir bu konu da bir çalışma yaptık. Buda şu anda Çalışma Bakanlığımızın bütçesine girmiş durumda.

 

-Akademisyenlik olmak mı? Siyasetle uğraşmak mı?

 

Akademisyenlik dediğim gibi benim için bir kariyerdi, meslekti. Çok şükür profesörlüğümü aldım. Orada da yapmak istediğim, ülkeye katkı sağlayacak sürdürülebilir bir projeydi. Bunu da bahsettiğim araştırma merkezimiz sayesinde hedefimi gerçekleştirdim. Bunu bir başarı olarak görüyorum çünkü bir şeyi hedefleyip onu başarmak önemli. Şimdi aynı şeyi siyasette yapmak istiyorum. Bir şeyler yapmak tabi ki önemli ama sürdürülebilir olması çok çok daha önemli… Sürdürülebilir iş modellerini oluşturmaya çalışıyorum. Tek amacım bir şeyleri yapmak, bir katkıda bulunmak ve sürdürülebilir bir şekilde de bayrağı devretmek. Akademisyenlik mi siyaset mi derseniz, akademisyenlikte belli bir noktaya zaten geldim. Hedeflerime ulaştım. Şimdi bunu siyasete yansıtmak benim için en büyük hedef. Siyasetin zaten bu tarafı beni motive ediyor ve bütün enerjimi orada kullanıyorum.

 

-Kendi partinizden olmayan bir belediye başkanı ile çalışıyorsunuz. Bu zor olmuyor mu?

 

Hayır, amacı gerçekten hizmet vermek olan insanlar bu noktada bir arada uyumlu bir şekilde çalışabilirler. Şöyle söyleyeyim; ben şehir için bütün katmanlarda görev yapan herkesin, bütün paydaşların iş birliği içerisinde çalışması gerektiğine inanıyorum. Bunun için de yerel yönetim var, siyasetçiler var, teşkilatlar, STK’lar, bürokratlar, valiler, kaymakamlar var. Hangi partiden olursa olsun bunların iş birliği içerisinde çalışmaları gerektiğine inanıyorum. Bu noktada da benim herkesle iletişimim var. Ben rekabetin birbirini aşağıya çeken yöntemlerle değil, iş birliği yaparak, çıtayı yükselterek olması gerektiğine inanıyorum. Bunun için bütün bu paydaşların her biriyle çok yakın iletişimim var. Şehirle ilgili herhangi bir sorun olduğunda belediyelerimiz de bizlerle paylaşıyor, iletişim kuruyorlar. Orada beraber çözüm üretmeye çalışıyoruz. Benim de yaptığım projelerle ilgili bir konu olursa ben de yerel yönetimlerle iletişime geçiyorum. Şehir için birlikte çalışmak en önemlisi. Siyasi rekabet ayrı bir şey. Onu da yapacağız ancak şehir için hepimizin bir görevi varsa, belli bir ortak hedefte birleşmemiz gerekiyor.

 

 

Siyasetle tanışmanız nasıl oldu?

 

Ben aslında siyasetle çocukken tanıştım. İlkokula giderken. Babam, dayım aktif siyasetin içindelerdi. Tabi o dönemde böyle cep telefonları yok. Bizim evimiz şimdi SKM dediğimiz Seçim Koordinasyon Merkezi gibiydi. Evde toplantılar yapılır, konuşulurdu. O yüzden ben siyasetle o yaşlarda tanıştım. Babam Eskişehir’den Adalet Partisi Milletvekili oldu. Biz babamın en büyük destekçisiydik. Eve gelen telefonlara bakar, notları alır iletirdik.  Programlar yapılırdı. Biz de babamın her şeyine destek olmaya çalıştık o yüzden siyasetle çok yakın iletişimim, tanışıklığım vardı ama bizler çocukları olarak siyaseti bir kariyer, meslek olarak hiç düşünmedik. Ancak yıllar sonra kader bu şekilde yolları kesiştirdi ve Eskişehir’den babamın milletvekilliği yaptığı şehirden milletvekili olmak bana nasip oldu. Bu benim için çok büyük onur ve gurur.

 

Adaylık dönemine kadar bireysel olarak siyasetle hiç ilginiz yok muydu?

 

Hayır yoktu. Sadece bir vatandaştım. Yani iç ve dış siyaseti takip eden bir Türk vatandaşıydım. Tabi ki oyumu kullanıyordum, vatandaşlık görevlerimi yapıyordum siyasi anlamda ama aktif siyasetin içinde değildim. 2014 Kasımıydı, Sayın Ahmet Davutoğlu o dönemde başbakandı. Kendisini üniversite dönemlerinden de tanıyorduk. Beni davet etti, Ekonomi Baş Danışmanlığı görevini teklif etti. Tabi benim için büyük bir onur ve gurur… Böylelikle Ekonomi Baş Danışmanı olarak görev yaptım daha sonra 7 Haziran seçimleri öncesi kendisinin siyasete daveti oldu. Birlikte bir şeyler yapabileceğimizi düşündüm. Ülkem için bir şeyler yapabileceğimi düşündüm ve büyük bir mutlulukla kabul ettim. Ondan sonra kendisiyle bir dönem çalıştık. Daha sonra Başbakanımız Sayın Binali Yıldırımla çalışma imkânım oldu. Şimdi de yeni sistem için uyum yasaları çıkacak bu nedenle yoğun bir tempo ile çalışmaya devam ediyoruz.

 

Çalışmalarınızda nasıl bir sistem izliyorsunuz?

 

Proje bazlı ve çözüm odaklı çalışmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bulunduğum her platformda da, aldığım her görevde de bunu dile getirdim. Bizim toplumumuzda insanlar ne yazık ki çok çabuk şikâyet ediyorlar ama bir şeyden memnun olunca gidip teşekkür etmiyorlar. Memnuniyetleri kendimize saklıyoruz. Tüm çalışma hayatım boyunca bunu uyguladım. Teşekkür ettim. Bir restoran da hizmet alıyorsunuz çok memnun kaldınız değil mi? Özel bir teşekkür etmek ya da gidip o kişinin şefine bu kişi bizi mutlu etti diye bir teşekkür etmek, onu onurlandırmak gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkede görevini iyi yapan insanlara çok ihtiyaç var. Nerede olursa olsun… Ben bunu siyasete yansıtmak istedim. Kiminle çalıştığınız önemli değil. Doğru şeyleri yapıyorsanız ve bir ekip ruhuyla çalışıyorsanız zaten çok güzel sonuçlar çıkıyor. Siyaset bizde ne yazık ki tarz olarak hep bir şikâyet yeri. Birbirine iftira atma, karalama yeri. Ben o şekilde siyaset yapmıyorum ve inşallah sonuna kadar da öyle gidecek.

 

Bir de çalışmalarımda önem verdiğim daha doğrusu hedeflediğim bir diğer şey benden sonra bayrağı devredebileceğim gençler, yeni siyasetçiler yetiştirmek. Oluşturduğumuz platformlarla da bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Eskişehir Sosyal Gelişim Platformu ve onun altındaki iki yapılanma herkese açık. Her hangi bir partiyle ilgisi olmayan, şehir oluşumları. Orada bu vizyonla genç siyasetçiler yetiştirmek istiyoruz. Yani bu klasik, alıştığımız taşra siyasetinden çıkmak istiyoruz. Eskişehir bunun için çok çok güzel bir aday.

 

Eskişehir’i bir de sizden dinlesek… Nasıl bir il? Neler yapıyorsunuz Eskişehir için?

 

Eskişehir çok yönlü bir il. Bu da büyük bir avantaj. Eskişehir’i tanımlamak gerekirse öğrenci, turizm ve sanayi kenti. 2 büyük üniversitesi var. 80 bin öğrencisi var, açık öğretim hariç. Genç, dinamik, eğitimli bir nüfusa sahip. Nitelikli insan gücüne sahip. Bu potansiyeli de doğru kullanmamız gerekiyor. Gençlerle çok yakın iletişimim var. Tabi bu hocalıktan da geliyor. Adalara gidip onlarla çimlerde oturuyorum. Cafeler de tavla oynayıp gençlerle sohbet ediyorum. Onlardan da çok şey öğreniyorum ve onları dinliyorum. Ne istiyorlar, beklentileri neler? Eskişehir’de kalmak istiyorlar okulları bittikten sonra. Bu çok önemli bir şey. Dolayısıyla bu nitelikli insan gücünü orada koruyabilmek adına çalışmalar yapıyoruz. Daha öncede söylediğim gibi yüksek teknolojiye yönelik alt yapı var. Bunların içinde havacılık var, raylı sistemler var, elektronik ev eşyalarından tutun otomotive kadar geniş bir alan geniş bir sektör var. Dönüşüm programında öncelikli sektörler diye belirlediğimiz sektörler bunlar. Dolayısıyla burada bir atılım yapmak gerekiyor. O zamanda bakıyorsunuz öğrenci kentinden sanayi kentine geçiyoruz. Böyle bir alt yapı var ve Eskişehir’de de bunun tarihi var. Otomobil, ilk raylı sistemler, devlet demiryolları fabrikası ve havacılık alanı ile bir sanayi kenti Eskişehir.

 

 

Turizm konusunda da gerçekten çok büyük bir potansiyel var. Bazı ilçelerin müthiş turizm potansiyeli var, bazı ilçelerin tarım potansiyeli var ve bu açıdan baktığımızda sadece şehir merkezi değil, ilçelerimizi de içine alan bir turizm ağı oluşuyor. Eskişehir aynı zamanda bir tarım kenti. AKROTET dediğimiz bir proje var. Onu daha hayata geçirmedim. İnovasyonunda içinde olduğu bir tarım yaklaşımıyla Eskişehir çok farklı yerlere gelebilir. Sahip olduğu her bir potansiyel eş zamanlı kendi içinde belli bir noktaya getirilebilir. Böylelikle en büyük hedefimize ulaşabilir, ilçeleriyle birlikte Eskişehir’i marka şehir yapabiliriz.

 

Bahsettiğiniz tarım projesi nedir?

 

Biraz önce bahsettiğim merkezimiz, İngiltere’yle ortak bir yıllık bir proje yaptılar. Orada tarım üretiminin daha verimli hale getirilmesine yönelik ne yapılabilir diye araştırdılar. Avrupa’da başarılı olmuş örnekleri incelediler ve Türkiye’de ne yapılabilir nasıl bir alt yapı oluşturulabilir bunun için diye araştırdılar ve böyle bir öneri geliştirdiler. 1 yıllık proje mart ayında bitti. Ondan sonra 2. aşamada da bunu uygulayalım dediler. Merkezle hala iletişimim vardı ve bunu Eskişehir’de uygulayalım dedim. Bunun için alt yapısı hazır ve inşallah onu hayata geçireceğiz. Burada en önemlisi çiftçinin bilinçlendirilmesi ve çiftçiye verilecek destekler. Bu destek artık sadece teşvik ve parasal destek değil, maliyetlerin azaltılmasından tutunda, bilgi, eğitim ve kullanılacakları makineye kadar her konuda destek verilecek.

 

Son olarak siyasete yeni girecek gençlerimiz için tavsiye istesek?

 

Gençler geleceğimizdir. Hem bugünümüz, hem geleceğimiz… Dolayısıyla bugün bize çok önemli sorumluluklar düşüyor. Hangi alanda olursa olsun gençlerimizi geliştirmemiz lazım. Genç siyasetçilerimiz için de öncelikle artık bu kalıplaşmış siyasi yaklaşımın dışına çıkmalarını öneririm. Bunun içinde bizlerin onlara makro düzeyde baktığımızda bir eğitim reformu sağlamamız gerekiyor. Analitik düşünebilen, sorgulayan, analiz yapabilen bir gençlik olması lazım. Yani 4 şıktan birini seçen, ezbere dayalı bir eğitim sistemine sahip olmamalılar. Mikro düzeyde baktığımızda da siyasete meraklı olan gençlerimizin öncelikle mutlaka bir kariyer ve meslek sahibi olmalarını öneriyorum. Ayrıca sürekli şikâyet eden değil, sorunu tespit edip ona çözüm üreten bir yaklaşımla siyaset yapmalarını öneriyorum. Yapılacak o kadar çok şey var ki rekabet etmek istiyorlarsa o yapılacak şeyler üzerinden yapsınlar. Onları en iyi noktaya getirsinler, çözümler üzerinden rekabet etsinler. Benim genç siyasetçilere yönelik en büyük tavsiyem bu… Çünkü artık Türkiye’de siyaset şeklinin değişmesi gerekiyor.

 

 

ETİKETLER : Eskişehir Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay
Diğer RÖPORTAJ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Genç Bürokrat Dergisi Haber Portalı
© Copyright 2015 İRM TASARIM AJANSI. Tüm hakları saklıdır. Bu site İRM Pusula Tasarım Ajansı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA