GENÇ BÜROKRAT MANŞET HABERLER

SİYASET GÜNDEMİ
TÜRKİYE
ATAMA & TAYİNLER
DUYURULAR
BÜROKRAT HABERLERİ
RÖPORTAJ

DEMOKRAT PARTİ, 16 NİSAN ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN


Bu makale 2017-06-23 10:41:24 eklenmiş ve 177 kez görüntülenmiştir.
İsmet Hacısalihoğlu

Demokrat Parti kurulduğu Ocak 1946 tarihinden Onbir ay sonra, Trabzon teşkilatı evimizde kuruldu. 1960 Mayıs darbesi olduğunda, Trabzon il başkanı olan babamın ve ailemin bu partiye mensubiyeti sebebiyle Rahmetli Adnan Menderes ve ailesini ve bu misyonun sonraki liderleri olan Demirel, Özal ve Erbakan’ı yakinen tanıdım, dost oldum. O zamanların şahitlerinden Sayın Ferruh Bozbeyli ile dostluğumuz devam etmektedir.  Bu alaka sebebiyle, 1954 seçimleri sonrasını ve 1960 fecaatinden sonra günümüze kadar, DP yerine kurulan partilerin yaşadıkları siyasi olayların yakın şahidiyim.
 
Demokrat Parti, 14 MAYIS 1950’de iktidara geldiğinde, Türkiye’de durum: Fakir, perişan bir millet, 27 yılda 19 milyon olabilmiş bir nüfus... Ve bu nüfusun yüzde 85’i köylerde oturuyordu. Sanayi yoktu. İl merkezlerinde dizel jeneratörlerle, sadece geceleri münavebeli verilen elektrik... Köylerde elektrik yok. 1950’de bütün milli hâsıla; İKİ MİLYAR SEKİZYÜZ MİLYON DOLAR. Fert başına düşen gelir 148 dolar.
 
1960 darbesi olduğunda durum şuydu:  Elektrik santralleri, limanlar ve barajlar yapılmış. Sanayi 4 kat büyümüş, tarımda üretim 6 kat artmış. Yeni yapılan yollarla şehirlerarası ulaşım arttığından, iç ticaret 58 kat artmış. Milli Hâsıla ONSEKİZ MİLYAR DOLAR. 19 milyon olan nüfus, 1O milyon artarak 29 milyon olmuş. 1960 yılına gelindiğinde, fert başına milli gelir 600 dolar ve bütün dış borcu 954 milyon dolar. Yani, Gayri Safi Milli hasılatın 18’de birinden az bir dış borç. DP on yıllık iktidarında ortalama kalkınma hızı yıllık yüzde 7. DP kurulduğu 1946 yılından, hainlerin darbesiyle kapatıldığı 1960 yılına kadar çok şanlı bir miras bırakmıştır.
 
On İki Eylül darbesi ile kapatılan partiler, 1992 yılında çıkartılan bir kanunla tekrar açılsa da DP 1960 darbesi ile kapatıldığından bu kanun haricinde tutuldu. O zaman Milletvekili olan Sayın Bedrettin Dalan’ın teklifiyle Demokrat Parti de açılabildi. Rahmetli DEMİREL kapatılmış olan ADALET PARTİSİNİN mallarını, kendi kurduğu DOĞRU YOL PARTİSİNİN üzerine geçirmek için bu kanunu çıkarmıştı. EVREN’İN en hayırlı işi CHP’yi de kapatmasıydı. Yeniden açılan CHP, çağ dışı kalmış ALTI OK’UNU, tekrar Millete doğrultmaya başladı.
1992’den sonra, Demokrat Partiyi üç devre halinde incelemek lazım. Birinci devre; Erkmen ve Aydın Menderes devresidir. Son delegeleriyle yapılan kongrede Hayrettin Erkmen Genel Başkan oldu. Aydın Menderes, bütün davetlerine rağmen babasının partisine gitmedi. Ben de, kuruluş çalışmalarını yaptığımız PARTİLEŞMEDEN vazgeçip, DP’de toplanalım diye kendisini iknaya çok çalıştım. Ancak kabul etmeyince BÜYÜK DEĞİŞİM PARTİSİNİ kurduk. Parti kurulduğunun akabinde albenisini tamamen kaybetti. Bunun üzerine DP’yi bir nevi basarak Aydın Menderes’i genel başkan yaptılar. Bütün ısrarlara rağmen, etik bulmadığımdan, bu baskın kongreye katılmadım. Akabinde kurduğumuz BÜYÜK DEĞİŞİM PARTİ sini (BDP)  DP ile birleştirmeye karar verdik. Arkadaşlarımızla kurduğum, Bursa, Samsun, Trabzon teşkilatlarını DP ismi altında yeniden teşkilatlandırdıktan sonra, Genel İdare Kurulu beni İSTANBUL ilini yeniden kurmak üzere görevlendirdi. İstanbul Kurucu İl Başkanı olarak arkadaşlarımla kongremizi yaparak teşkilatlanmayı tamamladık. Büyük kongrede, DP Genel idare kuruluna seçildim. İstanbul, Samsun, İzmir ve Bursa illerini, bugün isimlerini iftihar ve şerefle andığım arkadaşlarımla kurduğumdan, bundan sonra yapılan tüm Olağanüstü ve Olağan kongrelerin hâkimi ekibimizdi.
 
1995 seçimlerinden önce Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk, milletvekili arkadaşları ile birlikte DYP’den ayrılacağını beyan edince, benim ve birkaç arkadaşımın muhalefetine rağmen Aydın Menderes kendisini Genel Başkanlık teklifiyle DP’ye çağırdı. Partinin Genel Merkez binasının açılışı için Maslak’ta, Cindoruk’un katılımını da kutlamak üzere hazırlanan törene, Cindoruk son anda katılmadı. DP bu tarihten sonra, canı gönülden bağlı olanlarla, partiyi ve Aydın Menderes’i, SİYASİ SERMAYE olarak görenlerin adresine dönüştü. Milletvekili olabilmek için her ahlaksızlığı mubah gören bazı insan tipleri, amaçlarına erene kadar kendilerini kamufle etmeyi daima başardılar. Siyasi Sermayecilerin kontrolünde yapılan ittifak, 1995 seçimlerinde REFAH PARTİSİNİN birinci çıkmasıyla neticelendi. Menderes, seçimlerden sonra DP’ye dönüleceğini belirttiği halde, MEZARA KADAR diyerek RP’de kaldı. Beş Milletvekili içerisinde DP’ye bütün samimiyetiyle bağlı olan vekil, Kastamonu vekili FETHİ ACAR’DIR. Halen bu misyon için konferanslar vermekle, yazılar yazmakla uğraş vermektedir. Siyasi Sermayeciler ise, CHP kapılarında ve kanallarında, Meclise girebilme çareleri aramaktadırlar.   
 
1995 seçimlerinden sonra DEMOKRAT PARTİNİN ikinci devresi başlar. D.Y.P. den tekrar milletvekili seçilen Cindoruk, İsmet Sezgin ve arkadaşları partilerinden ayrıldılar. Bizimle görüşmek istediler. Yanımda D.P. ye genel başkan yaptığım MURAT UZMAN vardı. Tüm milletvekilleriyle DEMOKRAT PARTİYE katılmalarını teklif ettik. Cindoruk’un Genel Başkanlığını düşündüklerini söylediler. Ben Cindoruk’un bir demokrat olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Nazarımda gizli bir CHP mensubu idi. Veya İsmet İNÖNÜ ve Celal BAYAR gibi, İSLAM’I bir ARAP KÜLTÜRÜ olarak gören ekolün adamı idi. Yakından tanıdığım Bayar’ın, İnönü’den ayrıştığı tek nokta, Bayar’ın Özel Sektörcü, İnönü’nün katı bir devletçi olmasıdır. Cindoruk’un bana söylediği şu sözleri  hiç unutmadım: (Adnan MENDERES 1956 dan sonra çizgi haricine çıkmıştır. O yüzden biz parti kurduk.) demişti. Kurdukları parti de, 1957 seçimlerinde CHP’ye katılmıştı. Netice olarak, Murat UZMAN başkanlığını kabul etmediler. Herkes kendi yoluna diyerek ayrıldık. Kurdukları DTP’nin ve Cindoruk’un hali malum. 
Rahmetli KORKUT ÖZAL 1995 seçimlerinde milletvekili olduğu ANAP. tan ayrılınca,  kendisini D.P.  GENEL BAŞKANLIĞINA getirdik. Rahmetli YUSUF ÖZAL ın genel başkanı olduğu YENİ PARTİ, D.P. ye katıldı. Partide Gnl. Bşk. Yardımcısı oldum. Bu ahvalde iken 1999 seçimlerine geldik. Yapılan istişareler neticesi, Başkanlık Divanı olarak Rahmetli ERBAKAN veya DYP ile ittifak görüşmeleri yapmaya karar aldık. Olmazsa olmaz teklifimiz, seçimlerden sonra DP ismi altında tekrar birleşmekti. Rahmetli ERBAKAN, ittifakı zayıflık addederek, teklifi kibarca kabul etmedi. Korkut Beyle, Aydın DOĞAN’I ziyaret ettik. Aydın Bey, Tansu Hanımla arası açık olmasına rağmen, bizi DYP’ye yönlendirdi. D.Y.P  bizimle bu görüşmeleri yapmak üzere KOZAKCIOĞLU ve ARIKANBEDÜK.ü vazifelendirdi. Bu arkadaşlar D.P. ve ÖZAL isminin kendilerine getireceği katkıyı, sinerjiyi bir türlü anlamak istemediler.  Düşüşte olduklarını, ancak bizimle yapacakları bir ittifakla MERKEZ SAĞDA Mesut YILMAZ’ı yıkarak, DYP’nin tek adres olabileceğini bir türlü kafalarına sokamadık. Uzattığımız elin onları kuyudan çıkarmak için tek kurtuluşları olduğunu anlayamadılar. KORKUT ÖZAL ve benim çabalarıma rağmen TANSU ÇİLLER hanımla görüşemedik. Veya TANSU ÇİLLER bizimle görüşmedi. Neticede İSTANBUL İL BAŞKANIMIZ CÜNEYT ZAPSU bahane edilerek, haksız, ahlaksız ve mesnetsiz bir bildiri ile bu ittifaka son veren D.Y.P.  düşüşünü başlatan ilk büyük hatasını yaptı. Cüneyt ZAPSU, zaten milletvekilliği talebi olan bir insan değildir.
 
Bu ittifak olmayınca 1999 seçimlerine katılıp katılmamakta tereddütler yaşamaya başlayan arkadaşlarıma, seçimlere katılmak mecburiyetindeyiz, çünkü siyasi partiler kanununa göre iki seçim üstüste seçime katılmayan partinin kapatılacağını hatırlatarak, maddi imkansızlıklara rağmen bulup buluşturarak seçime katıldık. Rahmetli Korkut ÖZAL, seçime katılmakla, DP’yi ikinci defa kapatılmaktan kurtarmıştır. Parti açıldığı 1992 yılından sonra ilk seçim 1995 yılında yapıldı. Aydın Menderes, 1995 te DP ye seçime girmeme kararı aldırtmıştı. 
ÖZAL, 1999 seçimlerinden sonra fiili siyaseti bıraktı ve genel başkanlıktan ayrıldı. Onunla beraber Cüneyt ZAPSU ve bazı arkadaşlarda, yapılan olağanüstü kongrede kaybedince partiden ayrıldılar. Partiyi olağan kongreye hazırlarken, Sayın RECEP TAYYİP ERDOĞAN,ı Belediye Başkanlığı sırasında, PINARHİSAR ceza evinde ve evinde yaptığımız görüşmeler gereği DEMOKRAT PARTİ.ye GENEL BAŞKAN OLMAYA davet ettim. Defaatle bana DP yi elimizde tutalım.  İnanıyorum ki, milletimiz emin ellerde olduğuna inandığında DP yi tekrar iktidara getirecektir diyen Sayın Erdoğan, yeni bir parti kuracakları haberini gönderdi. Bundan sonra Merkez sağda tanınmış kişi ve partileri,  D.P. ye davet ettim. Bu birliktelikte, arkadaşlarımızla her fedakarlığa hazırdık. Bunu, yazılı ve görsel basında da açıkça beyan ettik. FAZİLET PARTİSİ hakkında kapatma davası henüz neticelenmemişti ki, Rahmetli ERBAKAN ve arkadaşları, teklifimizi kabul ettiler ve gönderdikleri insanlarla İl ve İlçelerde teşkilatlanma çalışmalarına başladık. Sayın ŞEVKET KAZAN ve Sayın FETHİ ACAR, bu teşkilatlanmada görevlendirildiler. 35 il ve ilçe teşkilatlanması tamamlanmak üzereyken, yeni bir parti kuracaklarını bildirerek vazgeçtiler. Sayın ERBAKAN bana, büyük bir hata yaptıklarını, ancak arkadaşlarının bu kararına, pişman olacağını bilebile uyacağını belirterek, bir nevi özür diledi. Saadet PARTİSİNİ kurdular.      
   
Partiyi hep OLAĞAN ÜSTÜ kongrelerle bu güne kadar getirmiştik. 28 Kasım 2001 yılında yaptığımız OLAĞAN Kongrede D.P. GENEL BAŞKANI seçildim. Arkadaşlarımızdan Musa Çomoğlu ve Nihat Akpak’ın görüşmeleri neticesi, GÖKÇEK, ANK. BÜY. ŞHR. BELEDİYE BAŞKANIMIZ olarak yeniden teşkilatlanma çalışmalarına başladık. 2002 Haziran ayında, İllerin 25 kadarında teşkilatlandığımız halde, kamuoyu yoklamalarında oyumuz YÜZDE YEDİLERDE görünüyordu. 2002 KASIM tarihi için, aniden alınan ERKEN SEÇİM kararı bizim hesaplarımızı altüst etti.  MELİH GÖKÇEK’LE yaptırdığımız anketlerden, DYP nin baraj sıkıntısı yaşadığını, ancak bizimle ittifak yapması halinde meclise girebileceğini biliyorduk. Benden Aydın DOĞAN’DAN randevu alıp görüşmemizi istedi. AYDIN BEY bizi yine DYP ile ittifaka yönlendirdi. D.Y.P nin daha önce ÖZAL a karşı davranışlarını bildiğimden, direkt ÇİLLER ile görüşmemiz lazım geldiğine karar aldık.  Ancak ÇİLLER yine meydanlarda yok. LOKMAN KONDAKCI’YI görevlendirerek bizimle muhatap ettiler. İsrarımız üzerine bu sefer Sayın ÖMER BARUTCU yu tam selahiyetle görevlendirdiler. Kendilerinden seçilecek yerlerden YİRMİ BEŞ   milletvekilliği istiyoruz. Buna karşılık, D.P teşkilat, malvarlığı ve isim hakları yanında MELİH GÖKÇEK te Büyükşehir belediye başkanı olarak D.Y.P ye geçecek. Seçimlerden sonra DYP, isim ve amplemleriyle DP olarak, siyasi faaliyetini sürdürecek. Biz, iş işten geçmeden, bu antlaşmayı yapmalarını, 1999 daki hataya düşmemelerini, aksi halde baraj altında kalacaklarını BARUTÇU’YA anlattık. Baraj altında kalacaklarına asla ihtimal vermediler ve akıbetlerini göremediler. Anketlerimizde sağda AKP harici hiç bir parti barajı aşamıyor. D.Y.P yüzde 9 larda duruyor. Ancak bizimle ittifak sayesinde barajı aşabiliyor. 1999 daki gibi,  ÇİLLER ile direkt konuşmamız asla mümkün olmadı. BARUTCU bize en son seçilebilecek yerden 8 milletvekilliği önerince görüşmeler kesildi. Ben, İNTİHAR ettiklerini, DYP olarak bizimle ittifak son şansınızdır dedimse de, bir karış önlerini görecek fetanet ve ferasette değillerdi. ÇİLLER ve arkadaşları, bugün dahi, nerede hata yaptıklarını keşfedememiştir. Güzel vatanımızda kimler başbakanlık koltuğuna oturmadı ki? Netice de,  DEMOKRAT PARTİ nin, ikinci defa CANSİMİDİ olarak uzattığı ele tutunmasını bilemediler ve siyasi tarihin çöp sepetine atılıp, yok oldular.
2002 seçim atmosferine girince, bütün arkadaşları serbest bıraktım. GÖKÇEK ve diğer arkadaşlarımızın çoğu AKP ye geçtiler. Bana da çok ısrar ettiler, ancak siyasetten maddi ve manevi olarak çekilme kararında olduğumdan herkese teşekkür ettim ve kongre tarihini erkene   alarak, olağan kongreye gittim.  Büyük Kongre beni ONURSAL GENEL BAŞKAN olarak taltif etti. Ankara İl başkanımı genel başkan yaparak, manevi eziyet, ihanet, fitne ve büyük maddi kayıplarla dolu fiili siyasete son noktayı koydum. 
 
Bundan sonra DEMOKRAT PARTİNİN Üçüncü ve son safhası başlıyor. 2007 seçimlerine gelmeden önce, arkadaşlar Sayın Erkan MUMCU ile görüşmelerinde, ANAP ile DP yi birleştirme kararını benim vermemi istediklerini, bu sebeple Sayın MUMCU’NUN  benimle görüşmek istediğini söylediler. Ben siyasetten tamamen uzaklaştığımı belirterek, kardeşim Erkan HACISALİHOĞLU’NU görüşmeye gönderdim. Bütün Milletvekillerinin bu birleşmeden yana olduğunu söyleyen Sayın MUMCU, yanıldığını geç fark edecekti.  Özetle, ANAP ın zaman olarak ve misyon olarak hiçbir varlık gösteremeyeceği, ancak MECLİSTE GURUPLU bir DEMOKRAT PARTİ nin millet nazarında daha şanslı olacağı kendisine anlatıldı. DP’NİN kongresini yaparak bütün haklarıyla ANAP a iltihakı ve akabinde de ANAP kongresini yaparak, DP ismiyle yola devam edilmek üzere mutabakata varıldı. Ancak daha sonra, DP’yi MEHMET AĞAR’a kaptırdı. Sayın AĞAR partinin, tertemiz açık SAĞ EL olan amplemini ve (Yeter. Söz Milletindir) öz deyişini de değiştirince DP fiilen yok edildi. Sadece isimden ibaret bir varlık haline gelen parti, misyon harici çok başkan değiştirdi. 24 Ayaklı misyondan, Dördünü bilen bir başkanı olduğunu zannetmiyorum.
Elden ele geçen, kokusuz ve renksiz bir gül haline dönen DP, 16 Nisan referandumunun mana ve ehemmiyetini anlamadığından, davasına ve mazisine ihanet edercesine, CHP kuyruğuna takılmıştır.16 NİSAN, Türkiye’yi CHP ve İNÖNÜ ekolünün penceresinden bakarak dizayn etme tarihinin sonudur. Millet Hakimiyetinin, tamamen ve bütün hakikatiyle zafere ulaştığı tarihtir. 14 Mayıs gibi, Milletimizin DEMOKRASİ BAYRAMIDIR.
 
Yetmiş Yıldır bu misyonun zafere ulaşması için ecdadım ve şahsım olarak, bütün maddi ve manevi varlığımız ile mücadele ettiğimizden, DP yöneticilerine son bir tavsiyede bulunmaktayım. Bugün D.P. misyonunun sahibi olarak,  Sayın Recep TAYYİP ERDOĞAN ve arkadaşlarını görmekteyim. Sayın REİSİCUMHUR hakiki bir demokrattır. Maalesef, Millet nezdinde bileğini bükemediklerinden olacak, Sayın ERDOĞAN’ a duymuş oldukları kin ve nefret bazı zevatta, vatan millet sevgisinin önüne geçmiştir. DP demek iktidar demektir. Siyasi arenada bir gölge haline gelen bu partinin geleceğini samimiyetle düşünenler, katilini sevme sendromuna tutuldukları CHP kapılarında gezinmeyi bırakmalıdırlar. Sayın ERDOĞAN’DAN randevu alarak, HİÇBİRŞEY talep etmeden AK PARTİ ile bütünleşmelidirler. Bu parti hep iktidar olmuştur. 27 Mayıs darbesinden sonra yerine kurduğumuz AP iktidardır. Seksen darbesinden sonra yerine kurulan ANAP, DYP, RP ve AKP iktidardır. Bunların hepsi Celal Bayar’ın değil, Adnan MENDERES ekolünün iktidarlarıdır. AK partiye katılım, zaten yıllardır iktidar olan bu misyonu, hakikatine kavuşturma olacak ve Su akarını bulacaktır. Ancak böylece 16 NİSANLA tamamlanan Yetmiş yıllık çileler, acılar, fedakarlık ve fecaatlerle dolu millet iradesini hâkim kılma mücadelesinde ulaşılan mutlu son, tamamına erecektir. Aksi takdirde, 1994 yılında, idare binasını CAMİ’YE dönüştürerek İMAM tayin ettirdiğim ANIT MEZARDA, Beş vakit okunan Ezan sesleri altında uyuyan ve secdeli insanların ziyaret ettiği aziz şehitlerin beddualarıyla, ebediyen anılacaklardır.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Genç Bürokrat Dergisi Haber Portalı
© Copyright 2015 İRM TASARIM AJANSI. Tüm hakları saklıdır. Bu site İRM Pusula Tasarım Ajansı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA